08 Nisan 2015

Saraybosna Eski Kent Merkezi: Stari Grad

Osmanlı İmparatorluğu'nun Saraybosna'da 400 yıl boyunca süren egemenliği sırasında kurulan Eski Kent Merkezi'nde, özellikle de Başçarşı kısmında gezerken kendinizi hiç yabancı hissetmeyeceğinizden emin olabilirsiniz. 

Camiler, çeşmeler, el sanatları satan dükkanlarla dolu bu daracık sokaklarda gezerken, yadırgayacağınız tek şey muhtemelen sessizliği ile sakinliği olacaktır. 

Şehrin diğer kısımlarında sokaklar ve caddeler, sosyalist etkilerle oldukça geniş biçimde yapılanmış iken, buradakiler çok daha dar ve trafiğe kapalı olduğundan, şehrin diğer kısımlarına kıyasla daha hareketli bir bölge olduğunu söyleyebiliriz. Yine de rahat rahat yürümeniz mümkün ve bağırış çağırış yok. 





Benim bu kısımda en çok merak ettiğim, Kanuni Sultan Süleyman'ın damadı tarafından 1551 yılında inşaa edilen ve adını Bursa'dan alan Brusa Bedesteni'ydi. İncelediğim rehberlerin tamamında savaş sırasında hasar gören bu yapının yenilendiği ve şu anda antikalarla el sanatı ürünlerinin satıldığı yazıyordu. 

Tam bir fiyasko yaşadığımı itiraf etmeliyim. Çünkü içeride satılanlar, hiçbir özgünlüğü olmayan turist kazıklama aracı zevksiz hatıralıklar, sahte Michael Kors çantalar ve güneş gözlüklerinden ibaretti. 

O yüzden size bu eski kent merkezi ile ilgili verebileceğim ilk tavsiye şu, ana caddede şöyle bir yürüyün, sonra haritanızı katlayıp cebinize koyun ve ara sokaklarda keyfinize göre gezinin. Kaybolmanız çok olası değil zaten, her yolun sonu ya Miljacka Nehri'ne, ya da tekrar Saraci isimli bu ana caddeye çıkıyor. 

Ara sokaklarda, harika dükkanlar var. Buralarda harika şeyler yakalayabilirsiniz ve pazarlık etmekten çekinmeyin.








Bir de bu bölgede bir hukuk bürosu gördüm ki, hayatımda gördüğüm en sempatik hukuk bürosuydu :) 



Tarihi bir gezi yapmak istiyorsanız, atlamamanız gereken yapılardan biri Gazi Hüsrev Bey Camii (Begava Dzamija). Saraci'nin üstünde yer alan bu yapı, ülkedeki en önemli İslami yapı olarak kabul edilmekte; çünkü Saraybosna'nın bir şehir olmasında çabası büyük Gazi Hüsrev Bey'in bağışı ile 1531 yılında inşaa edilmiş.





Hemen arka kısmında, Saat Kulesi ve tam karşısında Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi var.




Bu kısımda ayrıca 1992 - 1995 kuşatması sırasında şehre temiz su sağladığı için tarihi öneme sahip olan ve 1881 yılında Viyanalı zengin bir sanayici tarafından kurulan Sarajevska Pivara isimli bira fabrikası ile 18. yüzyıldan kalma Osmanlı evi olan Svrzina Kuca ilgi çekici adreslerden.



Bir de eski kentin sembolü olan ve tarihte Doğu ile Batı'dan gelen tüccarların buluşma noktası olan Sebilij Çeşmesi'ni de tabii ki atlamamak lazım. Bu çeşmenin olduğu meydana bağlanan daracık bir bakırcılar sokağı var. Benim Saraybosna ve Mostar'ın diğer bütün kısımlarında gördüğümden çok daha güzel tasarımlar, diğer yerlerdekinden çok daha uygun fiyata burada satılıyor.



Hiçbir şey almasanız bile, atölyede yapılışlarını izlemek ve milyonlarca bakır eşyanın arasında yürümek oldukça keyifli. Benim eski kent merkezinde en sevdiğim sokaklardan biri burası oldu.










Tabii bu sokaklarda gezerken bol bol cevapi ve burek yemeyi ihmal etmeyin.

Keşifle ve tarihle kalın!


06 Nisan 2015

Saraybosna'nın olmazsa olmazları Cevapi ve Burek için en iyi adresler


Saraybosna'ya yolunuz düşerse yapılacaklar listenizin ilk sıralarına elbette ki Ćevapi ve Burek yemeyi eklemelisiniz. İlk sıralarına diyorum çünkü defalarca ve defalarca yemek isteyecek ve doyamayacaksınız. O yüzden ne kadar erken yemeye başlarsanız o kadar az pişman olursunuz.

Eski şehirde her sokakta onlarca börek ve cevapi servis eden mekan var ve gerçekten hepsi lezzetli; ama gitmişken en iyilerini tatmak istiyorum derseniz, şu adres ve isimleri bir kenara not etmenizde fayda var.

"En iyi cevapi", buranın yerlileri arasında çekişmeli bir konu. Herkesin favorisi başka; ama bu çekişmede iki adres başı çekiyor. Bunlardan biri bir öğrencinin alabileceği en yüksek notu temsil eden beş rakamının karşılığı olan Petica, ikincisi ise "burada Cevapi yemediyseniz Saraybosna'ya gelmemiş sayılırsınız" denilen Zeljo.



Petica, Gazi Hüsrev Bey Camii'nin hemen yanındaki Bravadziluk'ta 29 numarada yer alıyor. Öncelikle kendinize bir boş masa bulabilmek için diğer bekleyenlerle çaktırmadan bir savaşa girmeniz gerekiyor; çünkü çok büyük sayılamayacak bir mekan ve her zaman müşterisi var.



Cevapi, köfte. Ama bizim bildiğimiz yediğimiz köfteden oldukça farklı; çünkü içinde soğan baharat filan yok. Gerçekten bugüne kadar yediğiniz en iyi köfteden bile daha çok çok çok daha iyi. Babam "Akhisar köftesinin üstüne tanımam diyordum, şu an kıyaslama bile yapamayacağım kadar iyi bir şey yiyorum." derken, annem "Çocuklar bugüne kadar size köfte diye yapıp yedirdiğim şeyler, aslında köfte filan değilmiş, kusura bakmayın." itirafında bulundu. 

Menülerde cevapi, ćevapčići olarak geçiyor, şaşırmayın. Yanında ince kıyılmış soğan ve sıcacık bir pide ile servis ediliyor. Burada 100 gr. 3,50KM, 200 gr. 7KM. 



İsmini yerel futbol takımından alan Zeljo ise Kundurdziluk 12 numarada yer alıyor. Zeljo ve Zeljo2 şeklinde birbirine çapraz iki şubesi var. İç dekorasyonu daha salaş olmakla birlikte, biz buradakini daha çok beğendik. O yüzden Saraybosna'ya yolunuz düşerse, gerçekten Zeljo'da cevapi yemeden sakın ola ki ayrılmayın. 




Bir de Galatasaraylıysanız, atlamamanız gereken bir adres de 1983 - 84 yılında on altı gol atarak gol kralı olan Tarık Hodjic'in lokantası Galatasaray. Kendisi işletmenin başında duruyor ve misafirlerini ilgiyle karşılıyor.




Gelelim Burek adreslerine... 

Ben kendimi bildim bileli anneannem Bade harika börek yapar, bir yiyen bağımlısı olur, sürekli "Börek yaptınız mı?" diye sormaya başlarlar. Anneannemin mutfağa börek yapmaya girdiği günler, bizim sülalede oldum olası oldukça heyecanla beklenir. "Bade'nin böreği"  böreği efsanesi bizim çevremizde yıllardır sürerken, Bade'nin böreğinin aslında Saraybosna'daki standart börek olduğunu keşfettik.

Petica ile aynı sokakta bulunan Bravadziluk 11 numarada bulunan Bosna, her daim kalabalık olan ve sürekli taze börek pişiren bir börekçi. Kıymalı, patatesli, otlu peynirli ve peynirli çeşitleri var. Hepsi çok lezzetli; ama benim favorim patatesli oldu. 






İkinci adres ise böreği eski usul kapalı metal tava içinde ve kömür ateşi ile pişiren Sac. Yine eski kentte, Bravadziluk'u kesen ara sokaklardan Bravadziluk Mali 2 numarada bulunuyor.





Kanınızı doyurduktan sonra, Bosna Kahvesi içmeyi unutmayın. Sunumu çok şık olduğu gibi, tadı da oldukça güzel. Türk kahvesi ile espresso'nun arasında diye tarif edebilirim. Kahve adreslerinden ve benim favorilerimden ayrıca bahsedeceğim.

Ayrıca Bravadziluk'a gelmişken, sokağın ilk başındaki yere uğrayıp, lokal biralarını da tadabilirsiniz. Üst katın dekorasyon ve ortamının daha güzel olduğunu belirtmeliyim.





Lezzetle kalın!

03 Nisan 2015

Saraybosna Şehir Merkezi

Saraybosna, yüz ölçümü olarak çok küçük bir şehir olmasa da, şehrin büyük bir kısmı Tito döneminde yapılan toplu konutlar ile savaştan sonra dağ yamaçlarına aralıksız biçimde inşaa edilen müstakil evlerden oluşuyor. Bunların arasında gezinmek konusunda özel bir ilginiz yok ise, iki şey hariç - Tünel Müzesi ile savaş döneminde bütün televizyon yayınlarının yapıldığı bina- turistik olarak ilgi çekici her şey oldukça rahat biçimde yürünebilecek bir alanda toplanmış durumda.

Şehir merkezi olarak anılan, şu anda alışveriş merkezleri, mağazalar, bankalar ve devlet dairelerinin bulunduğu şehir merkezi ile Osmanlı dönemi izlerinden oluşan Baş Çarşı birbirini takip eden ve toplam uzunluğu yaklaşık İstiklal Caddesi kadar olan caddelerin üzerinde konumlanmış. Gezilip görülecek ve tadılacak çok şey olmakla birlikte, kapladığı alan küçük olduğundan, ayağınızda rahat ayakkabılar olduğu sürece, çok da yorulmadan ve zaman açısından paniğe kapılmadan iki gün içinde yürüyerek her yeri gezebilirsiniz. Hatta sıkı keşifçiler için sabahtan akşama bir gün dahi yeterli olacaktır.

Şehir merkezi ile eski şehir merkezi arasında net bir sınır olmamakla birlikte, mimari özelliklerini dikkate alırsak, katedralin bulunduğu noktayı şehir merkezinin bittiği ve eski şehir merkezinin başladığı nokta olarak kabul edebiliriz.

Şehir merkezi, Bosna - Hersek'in Avusturya Macaristan egemenliği döneminde kurulmuş olduğu için, mimari açıdan bu tarzı koruyor.







Mağazalar bu bölgede konumlanmış olmakla birlikte, İstanbul'dan giden biri için, bu bölgeden ziyade, eski şehir merkezinde bulunan, el işlerinin satıldığı dükkanlardan alışveriş yapmak daha ilgi çekici olacaktır.



Bu bölgede Viyana Cafe'lerinin tadını çıkartabilir, tarihi binalar ile anıtları gezebilirsiniz. Bu kısımda yapılabilecek şeyler için birkaç tavsiye:


Saraybosna'daki ağaçların çoğu savaş sırasında ısınmak için kesildiğinden, Veliki Park, Saraybosna'nın savaştan sonra ayakta kalan az sayıdaki parkından biri. Bu park, çeşitli protestolara ev sahipliği yaptığı gibi, aynı zamanda 1991- 1995 yılında savaşta ölen çocuklar için yapılan anıt ve mezarı da içeriyor.





Tam karşısında Arap sermayesi ile inşaa edilen kocaman bir alışveriş merkezi var. Yerel halk bundan çok hoşnut değil. Çünkü bu alışveriş merkezinde iki şey yok: Domuz eti ve alkol. "Domuz eti zaten yemiyoruz, varlığı yokluğu bizim için fark etmez; ama biz içmeyi severiz." diye sitem ediyorlar. Diğer yandan bu alışveriş merkezi harika bir atmosfer sağlıyor çünkü dış cephesindeki kocaman ekrandan maç yayını yapıyorlar. Ve akşamları parkın banklarında oturanlar, keyifle ve birlikte maç izliyorlar.



Ferhadija Caddesi'nin başındaki maliye binasının önünde bulunan Sonsuz Ateş (Vjeecna Vatra), 6 Nisan 1945 yılında Saraybosna'nın 2. Dünya Savaşı sırasında verdiği şehitlerin ve kurtuluşun anısına yapılmış. Gerçekten ateş gece gündüz her zaman yanıyor ve sevilen bir buluşma noktası. Sabahın erken saatleri dışında, başı her daim kalabalık.


Merkez bankası, önündeki heykeller ile yine bu caddede bulunan güzel binalardan biri.


Zelna Pijaca Markale, Çetnik saldırıları nedeniyle 1994 ve 1995 yıllarında neredeyse yok edilmiş sebze ve meyve pazarı. Bu saldırılar sonucunda burada 102 kişi hayatını kaybetmiş, 241 kişi de ağır biçimde yaralanmış. Şu anda 07:00 ile 17:00 saatleri arasında açık, sebze ve meyvenin yanı sıra şarküteriler de mevcut.


İsa'nın Yüce Kalbi Katedrali, Fransa'daki Notre Dame'dan esinlenerek, 1889 yılında inşaa edilmiş.Bu Katolik Katedral, Saraybosna'nın çok dinliliği bakımından önemli bir sembol kabul ediliyor.




Bu katedralin etrafında oturup keyifle gelip geçeni izleyerek kahvenizi içebileceğiniz sokaklarda masası bulunan pek çok mekan ve gezebileceğiniz sergiler var.


Şehrin en büyük Ortadoks kilisesi Saborna Crkva ise Katedral'in bir paralel sokağında bulunuyor. 1868 yılında inşaa edilen bu kilise, neo barok ve Bizans karışımı, ilginç bir mimariye sahip.


Bütün bu tarihi binalara göz attıktan sonra, bence hiç de tarihi olmayan ama içindeyken kendinizi o dönemin Avusturya - Macaristan ruhuna ışınlanmış hissedeceğiniz Hotel Europe'a gidin. Otelin altında, çok güzel bir Avusturya kahvesi var.



Burada yerel şarapları tadabilirsiniz. 2011 yılından kalma, Blatina oldukça lezzetliydi. Şehirdeki en şık otelin altında, gösterişli dekorasyonlu, tiril tiril üniformalı garsonlar tarafından servis yapılsa da, fiyatlar şaşırtıcı derecede makul. Üç küçük şişe kırmızı şarap 21KM. Yani Nişantaşı'nda bir kadeh şarap fiyatına. Ayrıca, alışkın olmadığımız biçimde içeride sigara içmek de tamamen serbest.


Siz bu satırları okurken, ben bu sefer de Belgrad sokaklarını arşınlıyor olacağım. Döndüğümde bu kadar tarihi bilgi yeter, diyerek Sarabosna'nın en ilgi çekici kısımlarından ve lezzetlerinden bahsetmeye başlayacağım. Hepinize harika bir haftasonu dilerim.

Keyifle ve keşifle kalın!

Pinterest'im

Instagram'ım