04 Ekim 2014

Coffeetopia, Hünkar, Bir Gün, Cahide Harikalar Diyarı, Pek Yakında.

Ekim ayının benim açımdan pek çok anlamı var. Bir kere bayıldığım yaz mevsiminin sonu, tenimin bronzluğunun son günleri, hem rahat hem şık olan espadrillerimle vedalaşma zamanı, günlerin kısalmaya başlaması, güneş gözlüklü ve bronz havalı insanların azalması derken biraz hüzünlenirim. Daha romantik ve evcil bir ruh haline geçerim.

Diğer yandan doğum günüm ekim ayında olduğu için, hayatımda bir yaşı daha kapatırken, bir dururum, geride bıraktığım bir yıla şöyle bir bakarım. Bu yıl neler yaptım, nelerde iyi, nelerde kötüydüm kendimle hesaplaşırım. 

Yirmisekizinci yılımı geride bırakmaya birkaç gün kalmışken, son derece huzurluyum. Bu yıl hayatımda radikal bir değişiklik olmadı. Ama harika projelerde çalışma imkanı yakaladım, aynı zamanda hem yurtiçinde hem yurtdışında bol bol seyahat ettim, harika insanlarla tanıştım, sevdiğim arkadaşlarımla pek çok şey paylaştım, dibe vuran ve zirveye çıkan anları ile güzel bir ilişki yaşadım, çok kitap okudum, hayatıma fotoğraf çekmek gibi çok taze bir hobi ekledim, bu bloga çok daha düzenli biçimde yazılar yazdım, güzel paralar kazandım, daha da güzel harcadım. 

Ayrıca bu sene ekim ayına, yaklaşan bayram tatilinin heyacanıyla başlamış olmamız da ayı güzelleştirdi. Hepimiz hızlı günler geçirdik, kış başlamadan biraz dinlenmeyi ve tatili hak etik, o yüzden süper isabetli oldu.


Bugünlerde ajandam, ekim ayını rehavetinin aksine oldukça kalabalık. Pek çok davetkar etkinlik, varlığı bile mutlu eden uçak biletleri, dilekçelerin teslim tarihleri, hayata geçirilmek üzere not alınmış fikirler üst üste alt alta dizilmiş bana el sallıyorlar. Bu sene, kış rehavetine kapılmama engel olacak pek çok harika süprizle karşılaşacakmışım gibi bir his var içimde, ki bu umutlu ve heyecanlı his bile yeter!

Zihnimin kıvrımlarında pek çok alakasız düşünce muzipçe gezinirken, tutarlı bir yazı çıkarmam çok zor. O yüzden kısa kısa son zamamlardaki keşiflerimle huzurlarınızdayım:

• Ayşe Kulin'in kitabı Bir Gün. Çocuklukları birlikte geçmiş iki kadın yıllar sonra bir araya geliyor. Biri eğitimli bir ailede iyi şartlarda büyümüş, pek çok imkan önüne sunulmuş, sırf kocası onuncu yıl dönümlerinde romantik bir hediye yerine, fonksiyonel bir mutfak robotu aldı diye ortalığı yıkmış bir Türk kadını. Diğeri üç anne ile köyle büyümüş, aşık olup kaçtığı adam üzerine kuma getirmiş bir Kürt kadını. Bu iki kadın karşılaştıklarında ilişkilerinden politikaya, ülkedeki eğitim probleminden Türk -Kürt meselelerine kadar her şeyi konuşuyorlar. Bundan on sene kadar yazılmış olmasına rağmen, hala çok güncel konular içeriyor, hangi bakış açısına veya hayat standardına sahip olursanız olun, diğer taraftan bakma imkanı sunuyor. Yapaylaştığını ve zorlamaya kaçtığını düşündüğüm kısımları olsa da, okunması gereken romanlardan.


• Starbucks'ın şehre ilk açıldığı zamanlarda o beyaz karton bardaklarla ortalıkta takılmak ne kadar coolsa, şimdi de o kadar demode. Artık butik kahve dükkanlarımız var. Minikler, sempatikler, leziz kahveler yapıyorlar. Tek sorun çok hızlı ünleniyor olmaları. Bizim evin civarındaki kahvecide kimsecikler yokken pijamalarımla gidip leziz kahvemi içip, ikram ettikleri çikolataları yuvalayarak şiş gözlerimle DD raporu yazmamın üstünden yalnızca birkaç ay geçti. Artık masaları sokağa taştı, her saat şıkır şıkır insanlarla tıka basa dolu. Neyse ki, İstanbul sonsuz seçenekler sunuyor, her zaman herkes tarafından keşfedilmemiş bir yer bulmak mümkün.

Eminönü'ndeki Coffeetopia'yı tesadüfen keşfettik. Mısır Çarşısı'nda ezilme tehlikesi geçirdikten sonra bu minicik dükkan, loş ortamı ve lezzetli kahvesi ile bizi kendimize getirdi. Eminönü curcunasından kaçmak, dinlenmek istediğiniz zamanlar için aklınızda bulunsun.

Coffeetopia, meşhur piyangocu Nimet Abla'nın çaprazında, Arpacılar Caddesi 8 numarada bulunuyor.



• Bekarlığa veda için hala en harika istikamet Cahide. Her gittiğimde çok eğleniyorum. Seksi vücutlu çıplak erkekleri, Lady Gaga konseri veren travestileri ve itfaiyeci kostümlü striptizcileri ile chuchamın bekarlığa vedası tam anlamıyla bir "bekarlığa veda" oldu.



Ayrıca bir detayı vermeden geçemeyeceğim, kına yerine, bize geçici dövmeler yapması fikrine bayıldım. Elimde çirkin bir kırmızı yuvarlak yerine, göğsümde simli bir "wild heart"ı gururla taşıdım.



• Aramıza çok yakında bir Derin bebek katılıyor. Ona merhaba demek için düzenlenen babyshower'ın hediye listesi geldiğinde, hiçbirinin ne olduğunu bilmediğim için biraz strese girmiş olsam da, iş parti kısmına gelince harikalaştı. Sultanahmet'te Burckin Hotel'in terasındaydık.


Şaşırtıcı güzellikte bir manzarası var, oradayken tarihi yarım adaya daha önce hiç tepeden bakmadığımı fark ettim. Çok kalabalık olmayan davetleriniz veya sadece kitabınızı alıp bir kadeh şarap içerek şehirden uzaklaşmak istediğiniz zamanlar için aklınızda bulunsun.

Çıtır annemiz de misafirlere verilecek hediyelerin hepsini kendi elleri ile hazırlamıştı, hepsi çok şık ve uyumluydu. Biraz el becerisi, biraz fikir ve bolca Eminönü gezintisi ile partilerinize katılanlara şık jestler yapabilirsiniz:


• Hünkar'ın Hünkar Beğendisi. Hünkar, Nişantaşı'ndaki hepsi birbirine benzeyen restoranlardan farklı bir çizgide. Onlar ile kıyaslayınca garsonları, yemekleri, servis biçimi ile daha geleneksel bir havada. Saatlerce oturup sohbet edilecek bir yerden ziyade, esnaf lokantası gibi karın doyurup, kalkılacak bir restoran.

Osmanlı mutfağındaki en favori yemeğim olan Hünkar Beğendi ise burada gerçekten bir harika.


• Pek Yakında. Bayram tatilinde kendinize bir güzellik yapın ve gidip Cem Yılmaz'ın son filmi Pek Yakında'yı izleyin. O filmle, bu filmle kıyaslamayın, gişe rekorlarının derdine düşmeyin, gidin ve keyfini çıkarın. Kadro harika, çok ince espriler var. Bütün karakterler birbirinden iyiydi; ama özellikle Çağlar Çorumlu'ya bayıldık.




İyi bayramlar!

4 yorum:

Gamze Esra Ersöz dedi ki...

Eminönü'ne çok sık giden biri olarak coffeetopia'yı hemen not aldım :)

E.Sezen Türker dedi ki...

Sevgili Gamze,
Umarım beğenir ve keyifle bir yorgunluk kahvesi içersin!

sevgiler

Burcu Ozbuk dedi ki...

Pek Yakında'dan ben de pek keyif aldım doğrusu :)

E.Sezen Türker dedi ki...

Burcucum, sevindim, insana keyifli iki saat geçirten bir şey ne olursa olsun "güzel"dir bence :)

Pinterest'im

Instagram'ım