09 Mart 2015

Mekandan Bağımsız Şefler: Kitchen Guerilla ve Yeme İçme İşleri

İstanbul yeme içme konusunda her geçen gün daha iddialı bir şehre dönüşüyor. Bütün dünya mutfaklarından harika örnekleri yemek mümkün hale geldi. Bu sırada, merakımızdan gittiğimiz mekanların bize katkısı sonucunda çaktırmadan damak tadımız zenginleşti ve hayatımızda adımımızı dahi atmadığımız ülkelerin mutfakları hakkında pek çok şey öğrendik.

Bütün bunlar olurken, beni şehirde açılan havalı ve/veya etnik restoranlardan daha çok heyecanlandıran bir şey var: Alternatif ve mekanlardan bağımsız lezzet hareketleri.

Muhtemelen isimlerini ilerleyen günlerde daha sık duyacaksınız, hatta bir yerlerde denk geleceksiniz. Bunlar olmadan önce benden duyun! : )

Çünkü ben şefleri, yeme içme muhabbetinden tamamen bağımsız biçimde, ortak arkadaş çevresinden tanıyorum. Yemek ile yakın ilişki içinde olduklarını biliyordum; ama açıkçası ellerinden daha önce hiçbir şey yememiştim. Bu yüzden çok yüksek beklentilerim olmadan, maksat muhabbet olsun diye gittim.

Ve bayıldım, etkilendim, gurur duydum.

Gittiğim iki etkinliğin de konseptleri bambaşka olmasına rağmen, kesişen ortak yanları vardı ve bunlardan en belirgini: belli bir restorana bağlı olmamaları.

Kitchen Guerilla: 

Yogitam ile Karaköy'de gezindiğimiz bir gün, Semi ile karşılaşmış, uzaktan uzaktan sessizce takip ettiğimiz Gastronomika etkinliklerinden kafamız karışmış halde, "Nedir olay, tam olarak ne napıyorsun?" diye sormuştuk. O da gelin, kendiniz deneyimleyin çok keyifli oluyorlar, demişti.

Bu sohbetin üzerinden kısa bir zaman geçtikten sonra onun peşinden, Karaköy'deki LİT'teki Kitchen Guerilla hareketinin yolunu tuttuk.

Kitchen Guerilla aslında Hamburglu bir grup ve sloganları "in food we trust". Çeşitli mekanların mutfaklarını ele geçiriyor ve o geceye dair belirlediği konsept çerçevesinde bir menü çıkartıyorlar.

LİT'in üst katı yoga stüdyosu, alt katta vejeteryan yemekler sunuluyor. Aslında bulunduğu cadde ışıkçılar caddesi iken, dedelerinin de burada bir dükkanı varmış ve burayı bambaşka bir konsepte dönüştürdüklerinde, geçmişe selam çakar biçimde adını da LİT yapmışlar.


Kitchen Guerilla, ilk vejeteryan kaçırma operasyonunu burada yaptı. Gördüğüm en lezzetli ve keyifli işgaldi.

Kapıdan girdiğimiz anda bir bayrak bizi karşıladı ve sol taraftaki Vinkara şişeleri bizi kendilerine çağırmaya başladı. Beş çeşit yemeğe, beş çeşit Vinkara şarabı eşlik etti. Ben yemeklerden özellikle pancar burger'e bayıldım.







Yeme İçme İşleri: 

Yiğit, bir etkinlik haberi uçurup, "Yeme İçme İşleri güzel şeyler yapıyor, iyi yolda." diyince, yogitamla bir karlı kış gününde Kolektif House'taki etkinliğin yolunu tuttuk.

4. Levent'teki Sanayi Sitesi'nin ara sokaklarına girdiğimizde, bazen içinden bir diktatör fırlayan yogitam "Sen doğru yere gittiğimizden emin misin? Haritana bir bak!" diye buyurdu. Neyse ki o sırada sokağın sonunda, çok romantik bir ortam sunan sokağa asılmış ışıklar belirdi. Evet, doğru yerdeydik.

Kolektif House'u da bu vesileyle keşfetmiş oldum. Bana Brooklyn'i çağrıştırdı, sanayi sitesinin ortasında bir kapıdan içeri giriyorsunuz ve çok güzel tasarımlı, yüksek tavanlı gıcır gıcır bir yerde buluyorsunuz kendinizi.

Burada akşamları etkinlik düzenleyebildiğiniz gibi, gündüzleri de üyelik sistemi ile kendinize çalışma ortamı yaratabiliyorsunuz. Ben home-office bir iş sahibi olsaydım, kesinlikle üye olurdum. Ortak çalışma alanı, sessiz çalışma alanı, duş, filtre kahve gibi ihtiyaç duyulabilecek her şeyi düşünmüşler.


Kolektif House'taki bu etkinlik, %100 Yaşam Rehberi sloganı ile yola çıkan Gerekeni Yap organizasyonuydu. Mutfakta Yeme İçme İşleri vardı. Giriş, Gelişme, Sonuç isimlerini taşıyan çok keyifli bir menü hazırlamışlardı.


Ben özellikle küflü erzurum peynirli mini kumpir ile pancarlı peynir ezmeye aşık oldum! Hatta komşucum, kapıdan girdiğinde beni görmüş, "Nasıl bir iştahla ve zevkle yiyordun o patatesi" diye takıldı.

Yemeklerin yanında da o yemeğe uygun biralar servis edilirken, Can&Ceylan, Çağdaş Öngen ve İbrahim Subay müzikleri ile hepimizi havaya soktu.

Bir de "temiz kapak" bira fikrine bayıldım. Her yerde her zaman olsunlar!



Yeme - İçme işleri, aynı zamanda bir paket servis de sunuyormuş. Mesela bir parti yapacaksınız, yemekle, müzikle uğraşmak istemiyorsunuz. İletişime geçiyorsunuz, geri kalanını onlar hallediyor. "Fiyat?" diye sordum, "Valla, o kadar keyif alıyorum ki bu işten. Çoğu zaman en önemsiz kısmı o oluyor, halledilir." cevabını aldım.

Dip Not: Bu etkinliğe ilişkin ilk ve son foto Gerekeni Yap'tan alınmıştır. 



Diyeceğim o ki, şehirde harika, alternatif şeyler oluyor. Süprizler, değişiklikler, güzel insanlar ve farklılar peşindeyseniz, bunları kaçırmayın!

Keşifle ve keyifle kalın!

3 yorum:

Samir Quliyev dedi ki...

Yıllardır takip ediyorum blog'unu. Uzun zamandır takip etmemin sebebi, diğer bloglardan farklı olarak faydalı yazılar paylaşman. Yalan söylemeyeceğim, arada vakit buldukça girebiliyorum sadece. Yeme içme, ve seyahet konularında paylaşımların çok işime yarıyor. Teşekkür etmek istedim. Paylaştığın müzikler de güzel :)

E.Sezen Türker dedi ki...

Merhaba : )

Düzenli takip sağlamaktan daha önemli bir şey benim için: bir şeye yaramak. Bu yüzden çok çok mutlu ettin beni Samir.

Keyifli bir pazartesi olsun!

Elite Finance dedi ki...


Bir kredi ihtiyacınız var? Borçlu musunuz? Bir iş kurmak ve sermayeye ihtiyaç istiyor? Herhangi bir nedenle bir kredi ya da finansman ihtiyacınız var? Sadece% 2 faiz ucuz ve uygun oranda kredi tüm verirken eğer ilgilendi senin yardım, burada nihayet bizimle bugün ELITE_FINANCE@OUTLOOK.COM, ELITEFINANCE2000@GMAIL.COM temas ve bugün kredi almak gün.

Pinterest'im

Instagram'ım