19 Şubat 2015

Not Defterim: Kar kış kıyamet, Birdman, Sağlıklı Salata, Paris Kokulu Kitap, Moderntoss



Hayatı boyunca gerçek anlamıyla kış mevsimi yaşamış olanların asla anlayamayacağı bir şey var: Kalın giyinme yeteneksizliği.

Ben çocukluğumu Adana'da geçirdim. Bizim için kar, yalnızca Toroslardaki yayla evlerine veya kayak tatiline gidilince görülen bir şeydi. Adana'da ara sıra doluya dönen ve günlerce durmadan süren yağmurlar yağardı; ama kar... Hiç olmadı, hiç olmaz. Bir Adanalı için havanın 10 derece olması, "Ay hava çok soğuk" deme sebebidir. 

Bu yüzden ben, yıllardır İstanbul'da yaşasam da kat kat giyinmeye bir türlü alışamadım. Bundan birkaç sene önce Stokholm'e giderken, apartmanımızın altındaki bakkal abi, bir bana bir seyahat arkadaşıma bakmış, "Biriniz deniz tatiline, biriniz dağa gidiyorsunuz." galiba demişti. Çünkü ben polar elbise altında ince kilotlu çorap ve babet ile evden çıkmış, polar elbisenin beni soğuktan koruyacağına canı gönülden inanmıştım.

İstanbul'da çılgın karın başladığı günün sabahında topuklu ayakkabılarım ile evden çıktığımda da, bence tek eksiğim güneş gözlüğüydü, çünkü dışarıda harika bir güneş vardı. :))

İşte bu yüzden, kar İstanbul'u ne kadar etkiliyorsa, beni onun yüz katı etkiliyor. Hem sürekli zibidi gibi sokağa çıkıp donduğum için, hem de "yapılacak işler listeleri"ne bağımlı olduğum ve kar bu listelerimin hepsinin içine ettiği için.

Ne alaka mı? Çünkü her anınıza bir plan yaptıysanız ve bunların alması gereken zamanlar belliyse; ama bir anda ulaşım için olağandan çok fazla zaman harcamanız gerekirse, yapılması gereken işler varken ofise ulaşamazsanız ve hepsi bir sonraki güne yığılırsa ve donduğunuz için sürekli ısınmak için sıcak duş almak, kalorifere yapışmak için mesai harcarsanız, o listedeki hiçbir şey yetişmiyor, bütün hayatınızın kontrolünü kaybediveriyorsunuz.

İşte bu yüzden yazmak istediğim harika seyahatler varken, bunlar yerine, dışarıda kar hakimiyetini ilan etmişken yaptıklarım ve keşfettiklerimle buradayım!


Sağlıklı beslenme kararımı ne kadar istikrarlı uyguladığım tartışılır; ama bazen kendime böyle harika tabaklar da hazırlıyorum. İnce dilimlenmiş marul üzerinde, hiç yağsız haşlanmış bulgur ve kıyılmış dereotu. Yanında avokado ve ızgara hellim peyniri. Yemeden önce üstünde zeytinyağı ve nar ekşisi de gezdirdim. Hem çok lezzetli, hem de doyurucu oldu. Bu kadar yeşil bir tabak yemiş olmaktan da gururluyum. :) 

Fotoğrafın arka fonundaki, son zamanlarda pek moda olan kavonoz şeklindeki bardakları da, Esse'nin indiriminden aldım. Çok yakın zamanda içinde harika kokteyller ile burada olacaklar. Sağlıklı yaşam mı, hmmm tekilanın kilo verdirdiğini biliyor muydunuz? 

Ayrıca öğrendiğim harika ve çok havalı bir bilgiyi de paylaşmadan, beslenme konusunu kapatamayacağım. Yediğiniz çorbadaki yağı, içine bir buz atarak azaltabileceğinizi biliyor muydunuz?

Yazın google'a hemen çıkıyor, et suyunun yağını alma yöntemi olarak. Bizim hamarat kadınlarımızın et suyu hazırlarken kullandığı bu taktik, şu sıralar Amerika'daki en cool diyet yöntemlerinden biri olmuş. Çünkü buz, yağı çekiyor. Çorbanızın içine bir buz parçası atıyor ve erimeden geri alıyorsunuz. Ve evet o çorbanı yağı azaldığı için daha az kalori alıyorsunuz. Harika değil mi? 


Oscar'a dokuz dalda aday olan Birdman'a !f'te bilet bulamayınca çok üzülmüştüm; ama hemen internete düşmüş bile. Dün dışarıda çılgın gibi kar yağarken, biz Mr. Feelgood ile elimizde şarap kadehlerimiz hipnotize olmuş halde Birdman izliyorduk.

Oyuncular harika, senaryo klişe olmaktan çok uzak, Hollywood'a nefis taş atmalar var ve Edward Norton nasıl yapmış bilmiyorum; ama inanılmaz gençleşmiş.

Bir zamanlar efsane olan Birdman film serisinin oyuncusu, artık gözden düşmüş, ününü kaybetmiş. Yeniden parlamak için varını yoğunu bir Broadway oyununa yatırıyor. Bu filmde, tiyatro oyununun ön gösterimden, galasına kadar olan dönemi izliyorsunuz. Tek kamera ile yapılmış çekimler, hep tiyatro ile aynı sokaktaki bara kadar kısıtlı bir alanda geçen hikayeyi anlatsa da, karakterler, takıntıları ve diyalogları harika. Seri akan ve haliyle izlerken yoran bir film; ama kesinlikle izlenmeli!


Gelelim bu aralar okuduğum kitaba: How To Be Parisian.
Ben bu "how to" tarzı blog yazılarını ve kitapları çok seviyorum. Nedense Türk blogger ve yazarların çok yatkın olmadığı bir konu tipi bu. O yüzden açlığımı dünya kadar kargo bedeli ödeyip, İngilizce kitaplar getirterek gidermeye çalışıyorum.

How To Be Parisian da dört Parisli -Parizyen- kadın tarafından yazılmış bir kitap. Kitaptan ziyade dergi gibi. Çok neşeli ve bol fotoğraflı. Kitabı bitirdiğimde en sevdiğim cümleleri paylaşacağım; ama şimdilik bu kuralları paylaşmak istedim.

Instagram'da #moderntoss etiketiyle paylaşılan karikatürleri keşfetmediyseniz ve bir patrona bağlı çalışan beyaz yakalıysanız, bayılacağınızdan eminim. Benim favorilerimden biri:

 
Son olarak da soğuk havalar nedeniyle kullanmaya başladığım BiTaksi'den bahsetmek istiyorum. Etrafımdaki herkes bu uygulamayı çok uzun zamandır kullanırken, ben yine babaannelik yapmış ve "Amaan İstanbul'da yaşıyoruz, elini sallasan taksiye çarpıyor zaten!" diyerek kullanmayı reddetmiştim. Bu soğuk havalar ve taksi bulmanın zorluğu sonucunda ben de sonunda kullanmaya başladım ve bayıldım. Bir kere sonunda puan verdiğiniz için, şoförlerin hepsi çok nazik. İkincisi ben pek nakit para taşımadığım için çoğu zaman taksiyi ATM'de durdurmak zorunda kalıyordum, kredi kartı ile tek tıkta ödemek büyük kolaylık. Ayrıca bir de takside bir şey unutursanız, elinizde taksicinin telefon numarasının olması inanılmaz bir avantaj.

İstanbul'da yaşayan herkese en büyük tavsiyem, her zaman her yerde beklemek zorunda kalma ihtimali yüzünden yanında keyifli ve kolay okunabilir bir kitap taşımasıydı. Sanırım bu uygulama da ikinci tavsiye olarak yerini alacak.

Karda kışta bir yerinizi burkmadan ve şifayı kapmadan kalın! 

2 yorum:

sebuş dedi ki...

Yaşasın sağlıklı yaşam! zibidi kılıklı deyimine koptum:) filmi not ettim, günlük yaşamın koşuşturmaları içerisinde mutlu ve her daim tavsiyelerinle kal tatlı kız!
öperim..

Elif Ozgecan Celik dedi ki...

How to yazilari benim de bayildigim ama Turkce hic yazilmadigi icin yabanci kaynaklarda saatler gecirdigim seyler.

Yazmak icin biz insiyatif alsak aslinda ^^

Pinterest'im

Instagram'ım