30 Eylül 2014

Bekar Metropol Kadınına Küçük Evde Yaşama Rehberi - 2: Antre

Okuduğum bir kitaptan aldığım ilhamla, her ayıma bir konsept belirlemeye karar vermiş ve ilk ay konseptimi "ev" olarak belirlemiştim. Güya bir ay boyunca ev hakkında kitaplar okuyacak, bu arada kendi evimi arındıracak, düzenleyecek, güzelleştirecek ve bu konuda bol bol yazı yazacaktım.

Gelgelelim yanlış bir zamanlama yapmışım. Yazın son demleri olması nedeniyle güneşe ve denize kaçılan son haftasonları, pek çok etkinlik ve sevdiğim pek çok arkdaşımın doğum günü, baby shower ve bekarlığa veda gibi özel günleri nedeniyle açıkçası değil aklımdakileri yapmak, evde hiç durmadım bile. Ofis ile sokaklar arasında mekik dokurken, eve yalnızca üstümü değiştirip duş almak ve biraz da uyumak için girdim.

Hazır havalar bozmuşken, bu havalarda inanılmaz evcil bir ruh haline giriyorken, bu ertelediğim planı hayata geçirmeye karar verdim. Giriş ile başlayalım.

Yaşadığınız şehir İstanbul ise, evinizi dekore ederken alan konusunda çok cömert olmanız mümkün değil. Çünkü bu şehirde 100 metrekarelik standart bir ev, oldukça büyük kabul ediliyor. Çoğumuz çok daha küçük evlerde yaşıyoruz.

Eğer girişte büyük bir alanınız varsa, ideal düzenlemeye göre, burada oturulabilecek bir yer ile eve geldiğinizde elinizde taşıdığınız montlar, çantalar, anahtarlar ve diğer bütün eşyalar için uygun depolama alanları olması gerekiyor.









Bu alanda dikkat edilmesi gereken iki şey var: Birincisi yerler kolay temizlenebilir bir materyal ile kaplı olmalı. İkincisi de depolama alanları, az kullanılanları yukarı, sık kullanılanları aşağı koyabileceğiniz biçimde tasarlanmalı.

Oturma yerlerinin altını depolama alanı olarak kullanmak yerden tasarruf sağladığı gibi, sepet şeklindeki kutular da karmaşıklığı şık biçimde saklıyor.

Çocuğunuz varsa, onların ulaşabileceği gibi askı ve ayakkabılık yapmanız da, herkesin işini kolaylaştıracaktır.


Çok güzel, çok hoş hepsi değil mi? Peki ya bu kadar ferah bir alanınız yoksa ne olacak?

Bekar Metropol Kadınına Küçük Evde Yaşama Rehberi - 1: Mutfak'tan sonra bu sefer de evin girişi için tavsiyelerimle huzurlarınızdayım : )

Bütün kadınlar için ayakkabı önemlidir. Kaç tane ayakkabımız olursa olsun, ayakkabı ihtiyacımız bitmez. Her zaman "şöyle bir ayakkbıya ihtiyacım var" diye dolanırız ortalıkta. Bekar bir metropol kadınıysanız en az yirmi çift ayakkabınız olur. Çünkü bir kere, ne kadar çok ayakkabın var, diye söylenerek alışveriş yapmanızı engelleyecek bir koca yoktur. Ayrıca, çalışıyor, partiliyor, spor yapıyor, seyahat ediyorsunuzdur. Bunların hepsi için de farklı ayakkabılar gerekir. :)

Gönül isterdi ki, tertemiz şehirlerde yaşayalım. Ayakkabılarımız mis gibi kalsın, hepsini yatak odamızda vitrinlere yerleştirelim, hiç eskimesinler, hiç kirlenmesinler. Ama İstanbul'da bu pek mümkün değil. O yüzden özel günlerde giydiklerimiz hariç hepsini evin girişinde depoluyoruz.

1) Önce ayıklamak lazım. Biliyorum, hiç birini atmaya kıyamıyorsunuz. Önce bütün ayakkabılarınızı çıkartın ve kullanım biçiminize göre sınıflandırın. Ben yazlık, kışlık, işlik, haftasonluk, partilik olarak gruplandırdım.






Şöyle bir tepeden bakınca, hangilerinin çöpe atılma zamanı gelmiş, hangilerinin lostraya gidip yeni bir taban takılmaya ihtiyacı var hemen anlıyorsunuz. Ayıklarken acımasız olun. Çünkü eskimiş bir ayakkabı gerçekten bütün özenli görüntümüzü bozuyor.

2) Atılacakları attınız, lostraya gidecekleri paketlediniz. Geriye kalanları yerleştirmeye geldi sıra. Alanınız sınırlıysa ve eşyalarınızı üst üste alt alta bu alana stoklayacaksanız, açık dolapları unutun. Açık dolap sistemlerine çok eşya koyduğunuzda elde edebileceğiniz tek şey: Dağınık görüntü. Bu yüzden kapaklılardan yana tercih yapın.

Özellikle de alanınız çok darsa, aynalı kapak hayatınızı kurtaracaktır. Feng sui'ye göre kapının karşısında ayna olmaması gerekiyor; çünkü gelen iyi enerjiyi dışarı yollamış oluyorsunuz. Ama küçük alanı ferahlatmak için harika bir seçenek.

Bende kapıdan girer girmez, yerden tavana kadar, yarısı aynalı, yarısı kapaklı bir dolap var. Benim ve kardeşimin bütün ayakkabılarını ve en sık kullandığımız montları alıyor, kapaklarını kapatınca da ferah ve temiz bir görüntü yaratıyor.



3) Ayakkabılarınızı yan yana koyabileceğiniz kadar geniş alanınız yoksa, üst üste dizip onları eskitmeyin, kutularında saklayın. Kutuların üzerine minik yapışkanlı kağıtlarla içinde ne olduğunu yazmanız da evden çıkarken oldukça zaman kazandıracaktır. Veya IKEA gibi mağazalarda, önü pencereli ayakkabı kutuları satılıyor, onlardan yana tercih yapabilirsiniz.

Benim favorim eğlenceli defter etiketleri:


4) Boya, fırça, sprey gibi ayakkabılar ile ilgili her türlü bakım malzemenizi de öylece dolabın içine atmak yerine, hepsini içine alabilecek bir boyutta kutunun içine koyun. Hem bulmayı kolaylaştırır, hem de bir dağınıklığı yok edersiniz. Sonuçta hiçbiri çok estetik görünen paketlere sahip değiller.

İş ayakkabılarınız gibi çok sık kullandığınız ayakkabıların formunun bozulmaması için de kalıplar kullanabilirsiniz. Ben ayak numarama uygun minik kalıpları Tschibo'dan buldum.

5) Ayakkabılarınızın mis gibi kalması için de ayakkabı deodorantı kullanın. Özellikle de havalar soğumuşken yazlıkları kaldırırken, bir dahaki yaz mis gibi bulmak için... Aklınızda olsun, Rossmann'ınki oldukça başarılı.


6) Ayakkabılarınızı, kıyafetlerinizi güzelce ayıkladınız, kaldırdınız. Küçük ev bakımından hayat kurtarıcı olabilecek sihirli bir dolap ile de tanıştırmak istiyorum sizi. Benim evimde kapının hemen yanında bir dolap kapağı var.


Burada çoğu eski evde olduğu gibi küçük bir tuvalet vardı. Tuvaleti yok edip, burayı evin bütün ıvır zıvırlarını alabilecek dolap görünümlü odaya dönüştürdük. Evimdeki en sihirli alanlardan. Çamaşır makinesi, elektrik süpürgesi, kirli sepeti, merdiven gibi her şeyi almasının yanı sıra, tavana kadar uzayan dolabın içinde de her türlü temizlik malzemem, çadır, tamir aletleri, battaniye gibi sık kullanılmayan her türlü eşyam duruyor. Çoluk çocuğa karışmadıysanız, evde tek bir tuvalet size hayli hayli yetecektir. Küçük tuvaletleri ardiye olarak kullanın, bunları balkona atıp görüntü kirliliği yaratmayın. Ayrıca çamaşır makinesini banyoya koymadığınızda, banyoda küçümsenmeyecek bir alana kavuşuyorsunuz.


6) Kapınızın dışına da gelen misfirlerinizi gülümsetecek bir süs asmayı, çiçek yerleştirmeyi veya eğlenceli bir yazı asmayı unutmayın.


Düzenle ve keyifle kalın!

6 yorum:

Es Life dedi ki...

Ne güzel bir paylaşım olmuş, fotoğraflar oldukça ilham verici :) Çamaşır odanıza da bayıldım çok kullanışlı :)

Kızlı Erkekli Kedili dedi ki...

Bizim evin de can damarı, iptal edilip çamaşır odası ve ayakkabılık/ardiye tipini çevrilmiş küçük tuvalet... O oda olmasaydı yaşanmazdı evde :)

Deniz evin İrdem dedi ki...

Gece yazı eklediğini gördüm ama uyuyordum diye okuyamadım, daha doğrusu uykum kaçmasın diye okumamak için direndim sabah ilk iş kahvemi alıp bilgisayarın başına oturdum, yine harika bir yazı olmuş Sezeen öperim çook :*

Gokkusagi Dosyasi dedi ki...

Bizim küçük tuvalet, benim muzurca ve hınzırca elime geçen ıvır zıvırı 'fırlatıp attığım' bir döküntü yeri halinde! Bavullar, gerekiz ama o anda atamadığım hırtı pırtı, sokaktaki kediye-köpeğe su kabı olarak kesmek için biriktirilmiş milyon tane 5'lik, 10'luk pet şişe! Kocam kapısını bir açıyor, her şey üstüne yıkılıyor adamın. Kızıyor tabii bana.:)) Bak bu yazıdan özendim şimdi. Belki ben de el atabilirim oraya. Ay inşallah, inşallahh.

Adsız dedi ki...

kırmızı sehpa nerden?

E.Sezen Türker dedi ki...

Es Life,

Çok teşekkür ederim. :) Yaşasın, umarım bu serinin devamı olarak planladığım yazılar da ilham verici olmayı başarır!

Kızlı Erkekli Kedili,

Di mi? Neyse ki bir dönem kapı girişine tuvalet koyma alışkanlığı varmış, yoksa gerçekten nerede duracaktı bu eşyalar?

Denizcim,

Canımsın, teşekkür ederim ve öperim çok!

Gökkuşağı Dosyası,
Bayıldım bu yoruma... Ne kadar ince ve düşüncelisin, pet şişeler <3 Bence bir haftasonunda şahane bir depoya dönüşebilir orası, inanıyorum.

Adsız,
Sehpa, merdiven, bar taburesi olarak faaliyet gösteren pek fonksiyonlu bir şey kendisi. Yıllar önce IKEA'dan almıştım, hala var mıdır bilmiyorum.

Pinterest'im

Instagram'ım