17 Kasım 2009

Türkçe dersi - 1

Efendim bu yazıyı ister "snob"luk olarak algılayın, ister "f*ck you!" deyin, ister "i love you Sezeeeen!" diye bağırışın. Gördünüz mü bir cümleye iki tane ingilizce cümle bile sokuşturdum!! İngilizce bilmek artık bir marifet değil, bir zorunluluk. Bunu kabullenin artık. İngilizce bildiğinizi Türkçenizin içine ederek göstermeniz için hiçbir sebep yok. Gerçekten...

"Otobüs" Türkçe bir kelime değil, o yüzden "oturgaçlı götürgeç" diyelim, "İstiklal Marşı"nı "ulusal düttürü" yapalım diye aşırı bir Türkçeleştirme çabasını doğru bulanlardan değilim. Fransızlarla "ruj" ortak, Macarlar ile "pabuç" ortak, Yunanlılarla "cacık" ortak... Bu liste uzar gider. Köklerine çok meraklıysanız inanılmaz matrak bir kitap önerebilirim size: Elifin Öküzü ya da Süprizler Kitabı - Seven Nişanyan. Vanilya ile vajinanın, biberon ile biranın kelime köklerinin aynı olduğunu keşfetmek gerçekten eğlenceli oluyor.

Ama Türkçesi olan bir kelime için inatla İngilizce kullanılmasını anlamıyorum. "i-phone"a "i-telefon" deyin demiyorum; ama "Çok da proper bir davranış değildi onunki de...." demeyin bir zahmet!

Bu aralar metinler, sunumlar hazırlıyorum. Ve bu kadar dikkatime rağmen gerçekten oldukça fazla imla hatası yaptığımı, oldukça fazla ingilizce kelime kullandığımı fark ediyorum. Bir kere kısaltmaları İngilizce okuma hastalığına tutulmuşum. ESN yazıyorum, gayet Türkçe bir metin, ek getireceğim, okurken "i-es-en" diye okuyup ona göre ek getiriyorum.

Dil konusunda duyarlı ve özenli bir ekip ile çalışıyorum. Etrafımız Erasmus öğrencileri ile sarılmışken, onlarla sürekli bir İngilizce konuşma hali varken bile, Türkçe konusundaki bu titizlik gerçekten çok hoşuma gidiyor.

Etrafıma daha dikkatli bakıyorum, TDK linkini daha sık kullanıyorum ve hatalar daha çok gözüme çarpıyor. En sık rasladıklarım mı?

Distrübütör DEĞİL Distribütör
Antreman DEĞİL Antrenman
Naturel DEĞİL Natürel
Makina DEĞİL Makine
Kontür DEĞİL Kontör
Döküman DEĞİL Doküman
Rontgen DEĞİL Röntgen
Florasan DEĞİL Floresan
Sezeryan DEĞİL Sezaryen
Orjinal DEĞİL Orijinal
Klüp DEĞİL Kulüp

Vatan elden gidiyor mu bilmiyorum da, dil gerçekten elden gidiyor.

Üstelik de düzelttikçe "Amaaan nolucak canım, altı üstü bir harf!" diyenlerin de isimlerini bile bile yanlış yazmaya başladım. Onlar kendi isimlerini yazışımı düzelttikçe "Amaaan nolucak canım, altı üstü bir harf!" diye kendi cümlelerini kendilerine iade etmek de ayrı bir keyifli oluyor : )

Peki ben hiç hata yapmıyor muyum? Elbette yapıyorum, oldukça sık üstelik. Hiç çekinmeden düzeltin beni lütfen!




Tam bu blogu yazdığım sırada elime geçen Ankara fotoğraflarını da o kadar çok sevdim ki buraya koymadan geçemeyeceğim.

Günün şarkısı da: When the stars go blue

Share/Bookmark

7 yorum:

kelebek diyeti dedi ki...

"i lovee you Sezen!" i seçtim ben. gayet öğretici bir yazıydı sezencim.

S. dedi ki...

kesinlikle haklısın. gecen öğretmen oldugunu soyleyen ve sürekli öğrencilerini anlatan bir bayanın blogunda, cümle sonunda değil mi yerine diğmi? yi görünce dayanamayıp yorum yazdım. aldım cevabımı oturdum aşagı gerçi:)
by the way, ceketini çok beğendim :)) :P

Müge Hestbaek dedi ki...

Sezenciğim;
çok hoş bir yazı yazmışsın. ben de Türk dilini sonuna kadar koruyan biriyim. Hakkiye Devrim diye bir lakabım bile var. Ama benim durumum farklı. Çok uluslu bir ailede(eşim Danimarkalı, eniştem alman, dedm İtalyan, anneannem girit göçmeni vs...) herkes Türkçe konuşmaya çalışınca ortaya, ortaya karışık bir durum çıkıyor. bir cümlenin içinde üç bazan dört ayrı dilden kelime sokuyorum. ama sadece evde! anlaşılabilmek dileğiyle. bir de üstüne aynılarının Türkçesini ekliyorum ki öğrensinler. Oldukça zor oluyor. senin hazırladığın türden listeler bizim evin buzdolabında sürekli var. Anton Pasha öğrensin diye. Hadi benim gibi yaşayanların dışarıda yalnışlıkla ağzından bir iki kelime kaçırmasını anlarım da en iyi ihtimalle 12-13 yaşında hazırlık sınıfında ingilizceyle tanışmış ya da anaokulunda renklerin ingilizcelerini örendi diye "ben 5 yaşından beri ingilizce konuşuyorum" diyenlerin bunu yapmalarına anlam veremyorum. Bu bir hava meselesi değil ki? gerçi ben de anlamını Türkçe'de veremeyeceğimi düşündüğüm bazı kelimeleri, deyimleri İngilizcesinden çok emin olduğum ve bu yaptığımın kesinlikle hava atmak olmadığını bilecek tanıdıklarımla konuşurken araya sokuyorum.
Ama havalı görünsün diye bunu yapanları da çok net şekilde bozuveriyorum! "ben bile yapmıyorum, sana nooluyo?" diye.
Ellerine sağlık güzel yazı. hiç "f u"luk bir durumun yok cicim.

merdümgiriz dedi ki...

alkış!

VodviL dedi ki...

Ben antrenman değil antreman diye biliyorum doğrusunu ironiye bak artık yanlış olanı o kadar benimsetmiş ki kendini...Dikkat etseydim birinin antrenman deyişine düzeltirdim herhalde, öyle değil böyle diyerekten, vahlar bana xD

deneme biir kii dedi ki...

Ben bu kıza, "büyüyorsun" dediğimde bir tek "sktr git!" demediği kalmıştı. :P 10 Kasım'dan sonra bu yazı ile toplumsal konulara da giriştiğini görmek çok güzel. Günlük metinleri içinde kendi yazılarından "post" olarak bahsetmezsen bir adım daha ilerlemiş olur bu güzelliğin. Sevgiler.

ziLLosh dedi ki...

@ kelebek diyeti: teşekkür ediyorum : )

@ S: diğmi'yi haklı çıkarabilecek nasıl bir açıklama yapmış olabilir diye düşünmeden edemedim. Cekete gelince bir kaç yıl önce Terkos'tan çok komik bir fiyata almıştım : )

@ Müge Heastbaek: Sizinki oldukça istisnai bir durum. Benim yıllardır Amerika'da yaşayan ve hiç Türkçe konuşmayan arkadaşlarım bile gerçekten bazı kelimlerin türkçesini bilmiyorlar, kendilerini ifade edebilmek için o ingilizce kelimeleri kullanmak zorundalar. Ki sizin bu karmalığınız içinde sadece Türkçe konuşmak iletişimsizlik sonucunu doğurabilir. Benim kızdığım türkçesini bildiği halde ingilizcesini kullanıp kendi çapında artistlik yapanlar, yoksa sizin gösterdiğiniz özen gerçekten alkışlanası! : )

@merdümgiriz: teşekkürler çok : )

@vodvil: benim de öyle hatalarım var. "Yaygın olan doğrudur" inancının sonuçları hep. TDK bu konularda hayat kurtarıcı olabiliyor : )

@ deneme biir kii: "post" güzel bir eleştiri olmuş, daha dikkatli olacağım. Yaramazlık ve şuursuzluklar azalarak devam etse de sanırım bir büyüme isteğim de var artık : ) kurmaktan hiç hoşlanmadığım bir cüme geliyor:haklıymışsınız...

Pinterest'im

Instagram'ım