23 Kasım 2009

Sezo nerelerdesin?


Geçen haftam oldukça koşturmalı ve renkli geçti. Eve bile pek uğramadığım için blogumu biraz ihmal etmiş oldum.

*******************************************

En güzel havadis ile başlamak istiyorum. Daha önce 2. eleme aşamasından bahsetmiş olduğum Young Guns tamamen sonuçlandı: Seçilen 6 kişiden biriyim ve artık yeni nesil reklam insanıyım! : ))

Yakın çevremdeki herkes "Sezo sen avukat olmayacaksın; ama ne olacaksın onu kestiremiyorum işte" diyordu. Böylece o da kestirilmiş oldu sanıyorum. Bu blogta yepyeni bir etiketle veya yepyeni bir blog ile bundan sonra hayatımın daimi bir parçası haline geleceğini umduğum bu reklamcılık serüvenimi de kayıt altına almayı planlıyorum.

*******************************************

Bu sonucun açıklanmasından iki gün önce "her şey güzel olacak" hissi bana geri döndü. Keşfetme, hayatı dolu dolu yaşama konusundaki enerjimi hiçbir zaman kaybetmemiştim. Daha önce de defalarca söylediğim gibi o konudaki en büyük motivasyonum bu blog. Bu blogu yazabilmem için keşfetmeye aralıksız devam etmem gerekiyor çünkü. Ama içimdeki "her şey güzel olacak" hissi beni terk etmişti. Bilir misiniz o hissi? Yerinizde duramazsınız, kalbiniz daha hızlı atar, yediğiniz her şey daha lezzetli gelir, aynadaki yansımanızı çok beğenirsiniz, tanıştığınız insanlar "Senden hissedilen bir enerji var." der... O his geri döndü. İçim dolu dolu, içimdeki ve kafamdaki bütün boşlukları doldurdu, bütün soru işaretlerini silip attı.

*******************************************

Flash Forward isimli bir diziye sardım. Lost ile birleşeceği söylentileri olan, bunu doğrular nitelikte birinci böşümde arkada Oceanic billboardı görünen bir dizi bu. Bütün dünyadaki insanlar 2 dakika bilmemkaç saniye boyunca bayılıyor ve bu bayılma sırasında kendilerinin geleceklerinden bir kesit görüyorlar. Merak eden, ilgilenen, diziyi bulamayan varsa, bana bir mail uçurması yeter, 1. sezonunun ilk 7 bölümünün rapidshare linklerini mailleyebilirim : )

*******************************************

Bana leziz bir akşam yemeği hazırlayan adamın evinde Michael Buble'nin konser DVD'sini izleyip, Mayıs'ta Avrupa'daki konserlerinden birine gitme konusunda feci şekilde gaza geldim. Sırf bunun için şimdiden para biriktirmeye başlayabilirim.

*******************************************

Oldukça sevdiğim bir arkadaşımın basketbol skandalına adının karışmış olması yüzünden geçirdiği zor döneminde elimden geldiğince yanında olmaya çalıştım. Bu süreçte insanoğlunun ne kadar acımasız olabildiğine şaşırdım. Kendisi ile Taksim'de çok kudurduğumuz geceler yaşamışlığımız var, bir gün olsun birilerinin yanımıza gelip de onun basketbolu ile ilgili tek kelime laf ettiğine şahit olmadım. Nefis başarılar kazandığının ertesi günlerinde Taksim'de kimse gelip de "Tebrikler" demedi. Ama şimdi bu skandaldan sonra, insanlar her yerde birbirilerini dürtüp bir şeyler fısıldaşıp birbirlerine onu gösteriyorlar. Başarılarda tebrik etmeyen, hatta tanımayan insanlar, şimdi bir hata söz konusu olunca neden tanımak ve bir kaç laf etmekte bu kadar istekli oluyorlar anlamıyorum. Bugün cezası açıklanınca çok üzüldüm, kendimi Murathan Mungan'ın bir deyişi ile avutuyorum: Türkiye'de her şey olabilirsiniz; ama bir tek rezil olamazsınız. Unuturlar çünkü. Hafızaların 24 saate ayarlı olduğu bu ülkede isteseniz de rezil olamazsınız.

*******************************************

En üstteki fotoğraflara gelince, bizim AGM çalışmaları sırasında PR ekibinin neler yaptığını şaka karışık anlattığımız blogumuz oldukça tepki çekmişti. Komite başkanımız dahil olmak üzere bir kaç kişi yaptığımız organizasyona ilgi çekmekten çok organizasyonu lekelemeye neden olabileceğini iddia etmişti. Geçen haftasonu yapılan National Platform'da herkes "Blogu destekliyoruz.", "Blogu keyifle okuyoruz" tepkileri verince, bizim blogu güzel bir tasarım ile com uzantılı bir alana taşıma kararı ortaya çıktı. Bu alan için yaptığımız çekimlerden en sevdiğimiz fotoğraflar bunlar : )

*******************************************

Günün şarkısı yerine de günün playlisti var. Cici eşim hazırlamış, oldukça keyifle dinliyorum bir kaç gündür.




Darling, this is a love affair !

Share/Bookmark

3 yorum:

Lacin dedi ki...

"her şey güzel olacak" hissi, ne kadar güzel...keşke her gün hissedebilsek değil mi ama..İnşallah yeni başladığın bölüm senin için çok güzel olur.
Flash Forward' a ben de fena sarmış durumdayım. Bir de Dexter' a bütün Csi' lara...Hepsi de full hd olacak illa ki :)) Dexter' ı izlemiyorsan ve de vaktin varsa tavsiye ederim, bambaşka bir dizi...

Milkseyk dedi ki...

Flash Forwar'ı istiyoruumm ben mailime yollarmısın linkleri canım
bir diğer konuda görüşelim sezen artık yaa...

ziLLosh dedi ki...

@ Lacin: biraz pollyanna mooduna gecis yapacagım ama her gun hissetseydik de bu kadar guzel gelmezdi :)) arada bir gidebilir bu his cabuk geri geLmek sartıyla tabii :)) Dexter tavsiyesini yazdım aklımın bir kenarına :))

@ milkseyk: geldi di mi canım linkler. dotun yeni oyunlarından birine gitsek ya birlikte? pornografi var bir de shopping and fucking! :)

Pinterest'im

Instagram'ım